Türk Kızılayında çalışmak: Bir emek sömürüsü hikayesi

Türk Kızılayı bünyesinde on binlerce kişiyi çalıştırmakla on binlerce gönüllüsü ve yüzlerce şubesi ile övünmeyi seven bir kurumdur. Bu kadar kalabalık sayılardan bahsederken Kızılay’ın emekçilerinden çıkan tek bir yazıya ya da söze rastlamak imkansız. Bu durumun Kızılay’ın çalışanlarına yönelik baskı ve sindirme politikalarının bir ürünü olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Yapacağım değerlendirmeler Kızılay’ın genel çalışma koşullarını kimi noktalarda yansıtabilir olsa da özelde Suriyelilere yönelik psikososyal destek projesinde (Toplum Merkezleri Projesi) çalışan belirli süreli sözleşmeli bir emekçinin gözlemlerini yansıtmaktadır.

İlk madde tabi ki günümüzün bütün işçilerinin karşı karşıya kaldığı güvencesizlik.

Giriş paragrafımda da belirttiğim gibi projede çalışma süreniz en iyi ihtimalle projenin fonlanma süresine kadardır. 1 yıllık, 6 aylık ya da 4 aylık… kısmetinizde ne varsa sözleşmeniz de o yazar. Bir sonraki sözleşmenin olup olmayacağı, olacaksa kaç aylık olacağı personelin (yazımın devamında emekçi demeyi tercih edeceğim) bilmeyi hak ettiği bir bilgi değildir ve öğrenen son kişi sizsinizdir. Bir gün gelebilir ve sözleşmenin son günü sözleşmenin sizinle yenilenmeyeceği söylenebilir ve tazminat hak etmediğiniz belirli süreli sözleşmenin bunu gerektirdiğini iddia ederler. İddia ederler diyorum çünkü belirli süreli sözleşmeyi birden fazla defa imzaladığında işler değişir fakat bilmeni istemezler.

Madde iki esnek çalışma.

Kızılayın en sevdiği emek sömürüsü taktiği gönüllük güzellemesidir. STKların işçilerine sunduğu en revaşta yalan söylemidir gönüllülük. İnanırsanız kendinizi adeta bir melek sanabilirsiniz. Sözleşmeyi imzaladığınız an siz artık bir Kızılay gönüllüsüsünüzdür gerisi teferruattır. 3 saat mi 20 saat mi fazla mesai yaptınız ne önemi var! ‘’Siz iyilik götürdünüz onu gönüllü yaptınız’’ yalanları ile karşılaşır ve hakkını istemenin aç gözlülük olduğu o güzel melek imajının zedeleneceğini empoze etmeye çalışırlar. İtiraz ettiğinde sözleşmende ihtiyaç halinde her hangi bir zamanda her hangi bir yerde, her hangi bir işte ucu açık bir süreye kadar çalışmayı kabul ettiğini söylerler ve haklıdırlar. Senin bütün hayatını planlarını avuçlarının içine alarak esnek çalışmayı bir kural olarak önüne koyarlar. Kendini bir anda hiç düşünmediğin ve bilmediğin bir işi yaparken bulabilirsin hazır ol! En iyi ihtimalle tercüman olarak girdiğin işten şoför olarak çıkarsın.

Madde üç yalan.

Sözleşmelerin ne kadar süreli olacağını en son personelin öğrendiğini söylediğim gibi hangi projede nasıl bir görevle çalıştığını da en son sen öğrenebilirsin.  Toplum merkezleri projesinde çalışıyorum diye düşünme aslında kadron başka bir projeye kaydırılmış olabilir. Bunu ne zaman fark edersin fon sağlayıcılar denetime geldiğinde sana yapmadığın şeyleri yapıyormuş gibi göstermeni istediklerinde fark edersin. Örneğin yöneticiler sana çalışmadığın bir ofiste çalışıyormuş gibi davranmanı fon sağlayıcı kurumun işinle ilgili sorularına gerçek dışı şeyler söylemeni isteyebilirler.

Madde dört mobbing ve rekabet.

Kızılayda bol bol psikologlar tarafından yapılan çalışana destek çalışmalarına katılmak durumundasındır. Aslında çalışana desteklerin travmatik bir grupla çalışıldığı için yapıldığı düşünülse de en çok konuşulan konular yönetici ve asistanları tarafından uğradığın psikolojik mobbingtir. Kafada canlandırmak için şöyle düşünebilirsiniz toplum merkezi merkez yöneticileri peygamber siz de kullarsınız; yukarı katlarda tabi bir de tanrılar var ama siz o kadar ulvi olmadığınız için onları göremezsiniz.  Her ay size verilen hedeflere (örneğin ayda 100 eve giderek 500 kişi ile form doldurmak gibi ) ulaşmak zorundasınızdır nasıl ulaştığınızın hiçbir önemi yoktur ya da yaptığınızın insanlara gerçek bir ‘yardım’ olup olmadığının da yoktur sadece ulaşmalısınızdır. Ulaşamadığınız taktirde yöneticiniz tarafından azarlanabilir, aşağılanabilirsiniz. Yönetici yardımcıları tarafından ispiyonlanabilir ve itiraz ederseniz atılabilirsiniz. Bu süreç içinde sizden üstlerinize dair hiçbir değerlendirme alınmaz itirazlarınız en iyi ihtimalle gönüllülük güzellemeleri ile örtülür. Mobbing bildirimi yaptığınızda da dikkate alınmazsınız hatta bir sonraki sözleşmede performans düşüklüğü bahanesiyle çıkartılabilirsiniz.

Son olarak değerlendirmemi bitirmeden önce Kızılayın mevcut politik duruşu hakkında da iki söz söylemek isterim. Kızılayın birçok ilkesi vardır ve hepsi birer yalandır. Bunlardan bir tanesi tarafsızlıktır fakat Kızılay ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Kızılay bir taraftır. Kızılay iktidarın tarafıdır. Kızılay gücün tarafıdır. Kızılay savaşın, rantın, rüşvetin, yalanın tarafıdır. Nasıl mı? 15 Temmuz olaylarından sonra bütün çalışanlarını sahada aktif çalıştırır meydanlarda kek dağıttırır, ailelere ziyaretler yapılır ve yardımlar bağlanır ama tek bir 10 Ekim yaralısına yardımda bulunulmamıştır örnekler çokça çoğaltılabilir.

İyilik götürdüğünü iddia ederek vicdan rahatlatanlara buradan sesleniyorum. İyilik götürülmez, götürülen bir şey varsa ortada orada güç vardır orada iktidar vardır. Açlara, yoksullara, göçmenlere yardım, iyilik mi götürmek istiyorsunuz o zaman bu şiir size gelsin

görmüşsünüzdür elbet insanları çok yerde

uzatırken birbirlerine ellerini

türlü yollarda koşarken birbirlerine yardıma

bulunduğumuz durumdur ama bunu zorlayan

zoru da bir türlü bırakamayız bu yüzden

işte öğüdümüzdür size

karşı durun zalimliğine dünyanın

dayatın daha büyük bir güçle

yardımı gerektiren durumdan kurtarın kendinizi

vazgeçin yardım dilemekten

yardıma bel bağlamayın hiçbir zaman

yardımı tanımak var saymaktır zoru

yardım elde etmek bağlanmaktır zora

zor egemen oldukça geri çevrilemez yardım

zor yok olmalı ki yardım da yok olsun

yardım dilemektense, zoru kaldırın ortadan

 

zor ve yardım bir bütündür

bu bütünü değiştirmeye bakın

Bertolt Brecht

Bir İşçi Gazetesi okuru

direnisteyiz14.org