“Savaşa hayır” diyememenin kederli sessizliği – Canan Sümer

Savaşa Hayır” demenin suç sayıldığı bu günlerde, bir Bertolt Brecht şiiri mırıldanıyor yüreğim.
“Bu gelen savaş ilk değil. 
Çok savaş oldu bundan önce.
Bittiği gün en son savaş
bir yanda yenilenler vardı gene,
bir yanda yenenler vardı.
Yenilenlerin yanında
kırılıyordu halk açlıktan.
Yenenlerin yanında
halk açlıktan kırılıyordu.”
Bu savaş ezilenlerin ezenlere karşı, sömürülenlerin sömürenlere karşı yürüttüğü bir savaş değil.
Bu savaşlarda ölen işçiler, emekçiler, yoksullar kendi gelecekleri ve özgürlükleri için değil, egemenlerin iktidarları için ölüyorlar.
1870 Fransa-Prusya savaşında, Parisli işçiler Prusya ordusuna karşı kentlerini savunmuş sonrasında da Fransız burjuvalarını da iktidardan alaşağı etmişlerdi. Onların yolundan yürüyen Rus işçileri de silahlarını burjuvalara çevirmiş ve iktidarı ele geçirmişlerdi.

Bizim coğrafyamızdaki savaşlar; egemenlerin, iktidarların ve sarayların savaşıdır…
Savaşı çıkartanlar; “çocuklarımızı feda etmeye hazırız” deseler de, ölen onların çocukları değil, yoksulların çocuklarıdır her zaman.
Din ve milliyetçiliği kullananlar, yoksulların hiç sorgulamadan cephelere koşmalarını, çocukları öldüğünde ise “vatan sağ olsun” demelerini bekliyorlar.
Bu kanlı tezgâh onların istediği gibi çalıştıkça “vatan sağ olsun” diyen ana-babalara methiyeler düzüyorlar.
Çocuklarının neden öldüğünü sorgulayan babalara ve “savaşa hayır” diyen analara karşı ise saldırmakta asla beis görmüyorlar.
Erdoğan; kendi siyasi geleceğiyle özdeşleşen “Yeni Türkiye” için yoksulların çocukları canlarını feda etsin istiyor.
AKP’nin istediği muhafazakâr-itaatkâr toplumu yaratmada en çok kullanılan kurumlardan biri olan Diyanet İşleri de “fetih duaları, AKP’nin siyasetine uygun bir içerikle hazırlanan hutbeler ve mevlitlerle” Türkiye’de savaş ve ölümün kutsanmasında büyük rol oynuyor.
Bizim buralarda da bu misyonu TC Elçiliği, Vakıflar İdaresi ve Din işleri Dairesi eminim ki yerine getirecektir.
Lefkoşa Selimiye Camiinde Afrin şehitleri için okunan mevlide KKTC’nin her bir yanından otobüsler kaldırıldı.
Bu yaşananlar biz Kıbrıslıtürklere biraz abartılı gelse de pek de yabancısı sayılmayız. Ne de olsa onca yıldır savaşı ve ölümü marşlar, törenler, bayraklarla kutsadık.
Türkiye’deki toplumsal muhalefet, AKP iktidarının TSK- ÖSO işbirliği ile başlattığı savaşı;
“sarayın savaşı” olarak nitelerken savaş karşıtlığını da cesurca savunuyor.
Bizim barışseverlerimiz ise “Savaşa Hayır” diyememenin kederli sessizliğinde adeta kaybolmuşlar.
CANAN SÜMER
AFRİKA GAZETESİ