Kimin savaşı? – İhsan Hacıbektaşoğlu

Afrin savaşı başladı. Savaşın acı fotoğrafları düşmeye başladı ajanslara. Çocuklar, kadınlar ölüyor. Uçaklar ölüm kusuyor insanların üzerine.
Halkımız aldığı zehiri kusuyor etrafına. Gözler kızarmış, ağızdan alevler çıkıyor. Ölüm kutsanıyor.
Şehadet edebiyatı, kutsal ordu, mehmetçik, zafer, nefret, kan, intikama kesmiş her taraf.
İçinde biraz vicdan taşıyan insanlar ise boğuluyor.
Bu atmosfer içinde insan kalabilmek çok ama çok zor…
Afrin niçin tehdit oldu. Afrin’den Türkiye topraklarına tek bir mermi mi atıldı? Ya da Afrin üzerinden Türkiye’ye silahlı militanlar geçip burada eylem mi yaptı? Bunların hiçbirisi olmadı.
Tehdit olarak kabul edilen iki şey var. Birincisi kürt varlığı, ikincisi ise kanton örgütlenmesidir.
Afrin hareketi ile sonlanmaya doğru giden Suriye savaşı yeni bir boyut kazanmış oldu.
Suriye’de oyunun içinde olan güçler gelişmelere bağlı olarak konumlarını yeniden belirleyecektir. Hasılı kartlar yeniden karılacak.
Kim kimin yanında yer alır inanın bu saatten sonra önemi yok. Tek bir gerçek var. Egemen güçler kendi çıkarları için ezilen milyonları kan gölünün içine atıverdi.
Türk, kürt, arap, fars, halklarından gençler yeni bir savaşın kurbanları oldular.
Tanrısı para olanlar masalarının başında kazançlarını hesaplayarak keyifle geçiriyor saatlerini.
Silahlar satılacak, yıkılan kentler imar edilecek, ilaç gelirleri artacak, petrol gelirlerine el koyulacak, kukla hükümetler kurulacak ve halklar esir edilecek…
Bu savaş bizim savaşımız değil.
Bir yıl içinde ikibin işçi ölüyor. Milyonlarca insan asgari ücretle yaşamaya çalışıyor. Gençlerimiz işsiz ve geleceğe dair tek bir umut kırıntısı taşımıyor. Çiftçi borç batağına gömülmüş, toprağını yok pahasına satıyor. Esnaf siftahsız kepenk kapatıyor ve iflaslar peşpeşe geliyor. Kadınlar insan yerine koyulmuyor ve erkek şiddetine maruz kalıyor. Çocuklarımız sürekli istismara uğruyor…
Ve biz çoğunluğu oluşturan milyonlarız…
Savaş ise bizim ocaklarımıza ateş düşürecek. Zenginlerin kazançlarını arttıracak.
Bizim savaşımız bizi sömüren asalaklara karşı yürütülen savaştır.
Eşitlik, kardeşlik, özgürlük, ortakça yaşam için yürütülecek savaş ezilenlere kurtuluş getirir.
Afrin üzerine bombalar yağıyor. Sözde kahramanlık hikayeleri yaratılıyor. Neyin kahramanlığı bu.
Sermaye sınıfının çıkarları için yürütülen savaştan kahraman çıkmaz. Ne çıkacağını hepimiz biliyoruz…
Sıcacık evlerinde rahatça oturanlar; vatan, millet, din propagandası ile egonuz şişirildi. Yenilmez sanıyorsunuz kendinizi. Fakat unutmayın ki savaşın kuralı yok. Kimin evine ne zaman ateş düşeceği belli değil. Ve o ateş düştüğünde şu soruyu soracaksın kendine; yıllarca üzerinde titrediğim, yemeyip yedirdiğim, giymeyip giydirdiğim, bir gülüşüne dünyayı verebileceğim yiğidim ne için, ne uğruna öldü?
Bakmayın televizyonlarda üstü başı yırtık kıyafetlerle yaşam savaşı veren babanın ölen oğlu için “vatan sağolsun, devletime feda olsun” beyanlarına. Devlet korkusu evlat acısının önüne çıkmıştır da ondandır böyle konuşması.
Bu savaş bizim savaşımız değil.
Çünkü bu savaş zenginlere bol para, fakirlere ise ölüm ve esirlik vadediyor.
Yol yakınken karşı çık.
Sesini yükselt…